Ankara’nın merkezinde şehrin kalabalığında, üstyapı kenar kıvrımları “etek uçlarını” andıran üstyapısıyla sessizce duran, dört açıklıklı Opera Köprüsü görenleri kendisine hayran bırakmaya devam ediyor.

Başkentin toplumsal ve mekânsal değerlerinin belirlenmesi, belgelenmesi, paylaşılması ve kentliler tarafından tanınır olması amacıyla hayata geçirilen “Bellek Ankara” projesinin önemli bir eseri de Opera Köprüsü.

Opera Köprüsü ve Opera Binası, her ikisi de,  Cumhuriyet dönemine ve aynı anlama sahipler. Bu nedenle, kent ve ulusun kimliğine önemli katkıları olan eserler arasında yer alıyorlar.

1965 yılı sonunda Kent Konseyi kayda değer bir şehir ikonu elde etmek için bir projeyi (Opera Kavşağı) ünlü bir yabancı tasarımcıya yaptırmaya karar verir. Ankara Büyükşehir Planlama Ofisi’nin uzmanı Haluk Alatan, doktora çalışmaları sırasında Luigi Piccinato’nun ofisinde çalışırken tanıştığı Nervi’yi tavsiye eder. Pier Luigi Nervi, İtalyan inşaat mühendisidir. Zamanında aldığı eğitimin niteliğinden dolayı aynı zamanda mimar da sayılır.

Ağustos 1968’de Türkiye’yi ziyaretin ardından, projesi 1969 yılında hazırlanan ve ufak değişikliklerden sonra inşaatı 1970’de başlayan Opera Köprüsü 1972’de tamamlanır.

KENT HEYKELİ HÜVİYETİNDE

Şehrin ana arterlerinden olan Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan, Başkent’in önemli kavşaklarından birinde bulunan köprü, Talatpaşa Caddesi’ni, Bulvarın ve iki yanlardaki toplayıcı yolların üstünden geçiriyor. Kavşak aynı zamanda eski şehir merkezi olan Ulus’a ve Ankara’nın ilk Cumhuriyet yapılanmasına çok yakın.

Köprü, farklı tasarımı ve “Nervi” yapısı olma özelliği ile köprüden daha çok “kent heykeli” olarak kabul edilebilir. Luigi Nervi, uçak hangarları, stadyumlar ve köprüler için şaşırtıcı ve benzersiz tasarımlar oluşturan seçkin bir mühendisti.

Ankara, dünyada bir Opera Binasının köprü ile buluştuğu tek yer değil. Sydney Opera Binası da benzer bir köprüye ev sahipliği yapıyor.

Rampa köprü kolonları, yıldız biçimli şekilleriyle, ana köprüden de farklı. Köprü, devasa ölçeği nedeniyle şehirde önemli bir alan kaplıyor. Köprü ile birlikte tasarlanan kavşak tasarımında yayaların geçişi, her tarafta toplam dört merdivenle sağlanıyor.

Bu köprünün hantal olduğunu düşünenler olsa da köprünün büyüklüğü, ölçeği ve sıra dışı karakteri bu düşünceleri bertaraf ediyor.

Köprünün devasa ölçeği, uzun bir süre boyunca bakanın gözünü meşgul edebiliyor. Böylece bazı detayların yakalanması zorlaşsa da, yakından ve uzun süre bakıldığında beton yüzeylerde kalıp izlerini görmek mümkün. (kaynak:ankaranethaber.com)

 

CEVAP VER